loader
Ruhu Kente Dar Gelen Bir Çocuk Çiçekli Balkonlar Öneriyor

Ruhu Kente Dar Gelen Bir Çocuk Çiçekli Balkonlar Öneriyor

Bugün kentte yaşayan pek çoğumuz, bahçeli evlerde doğup büyümüştük. Annelerimiz her bahar tükenmiş zeytinyağı tenekelerini açıp çiçek saksılar yapıyor, içlerine de rengarenk çiçekler dikiyorlardı. Neler yoktu ki, güller, karanfiller, küpeliler, menekşeler ve daha neler neler. O zamanlarda, özellikle, küçük köylerde, kasabalarda çiçekçi dükkanı diye bir şey yoktu. Her kadın, her anne bir çiçekçiydi zaten. Evlerin balkonları, verandalar, eve giden yollar hep çiçekle bezenirdi.

Bu tür evlerde büyüyen çocuklar, hayatları daha modern, daha ferah olsun diye kentin yollarına düştüler. Kent artık evden çok apartmanları barındırıyordu. Hepsi birer kule olmuş, içinde yaşayanlar da kendi yalnızlıklarına çekilmişlerdi adeta. Bahçe, içinde ağacın, otun, kurdun, kuşun yaşadığı o engin deniz kaybolmaya başlamıştı şehirlilerin hayatında. Onlara kala kala küçücük balkonları kalmıştı. Çiçekler, çiçek seven kadınlar ev içlerine çekilmişlerdi. Korkuyorlardı balkonlardan, kimisi camlatıyor kimisi de yaz gelince dört tarafını perdelerle sıkı sıkıya kapatıyorlardı. Sıcak bir taraftan, perde diğer taraftan insanın sesini, nefesini, bedenini gizliyordu her şeyden.

Ah o balkonlar! Ne zaman, balkona çıkmış, tek başına etrafı seyreden birini görsem içimi derin bir hüzün kaplar. O insanın yalnızlığı, doğadan kopukluğu içime dokunur. Hele bir de balkonlar çiçeksizse, o daha da ağır gelir bana. Orada birkaç çiçek olsaydı, dokunabilseydi ona, hatta konuşabilseydi, insanlara daha mı duyarlı olurdu acaba? Komşusuna bir sabah gülümseyerek “günaydın” ya da “iyi akşamlar” der miydi?

Bazılarınız içinizden şöyle diyebilirsiniz belki, bir çiçek insanı duyarlı ve insancıl yapabilir mi? En azından küçük bir balkon sohbetine neden olabilir ya da ne bileyim karşıdaki komşunuzun çiçeklere gösterdiği özene gıpta edebilirsiniz.

Kentimize gelip gidenler, balkonlarımızın çiçeksizliğine şaşırıp kalıyorlar. “Doğanız var, ikliminiz müsait, çok şükür henüz suyunuz var, toprağınız var. Neden sizin kadınlarınız evlerine bu kadar plastik çiçek alıyorlar?” diye sordu bana Alman kadın sinemacı Ullabrit Horn. 2004 yılında Altın Portakal Film Festivali’nde Kısa Film Yarışması Jüri Üyesi olarak ilk kez geldiği Antalya’daki balkonların kuruluğu, çiçeksizliği dikkatini çekmişti. Hele Festival nedeniyle kurulan çarşıda kadınların plastik çiçeklere gösterdikleri ilgi, onları heyecanla almaları onu daha da şaşırtmıştı. “Neden plastik çiçek alıyorlar?” sorusuna ne cevap vereceğimi bilememiştim doğrusu.

Ruhu kente dar gelen bir çocuk; Mehmet Tosun, “ Çiçekli Balkonlar” adlı bir proje başlatıyor. Beton binaların, çiçeksiz balkonlarına dayanılamayacağını, bunların çiçeklendirilmesi için bir hareket başlatılması gerektiğini söylüyor. Bunun için de Belediyelerin evlere, saksı, toprak ve çiçek dağıtmasını öneriyor. Gerisini kentlilere bırakalım. Bakımını, yetiştirmesini kent sakinlerinin severek üstleneceklerini düşünüyor. Hatta kentliye bu konuda güvenmek istiyor.

Hem Antalyalıların hem de kente gelen ziyaretçilerin sokaklarda yürürken başlarını yukarıya kaldırıp baktıklarında çiçekli balkonlar görsün istiyor şüphesiz. “Ne güzel balkonlar” deyip, ülkelerine, şehirlerine döndüklerinde anlatsın istiyor.

Mehmet Tosun’un bu iyi niyetli çağrısına yürekten katılmamız gerekiyor. Elbette Belediyeler bir yere kadar bunu destekleyebilirler. Çünkü kentimizde, hem Büyükşehir Belediyesi’nin hem de Muratpaşa Belediyesi’nin oldukça deneyimli Park ve Bahçeler Müdürlüğü birimleri var, kentimizi güzelleştirmek için çaba harcıyorlar. Fakat, onların bu çabasına toplum destek vermezse, bir el de onlardan uzanmazsa bu çabalar yetersiz kalır.

Çiçeksever bir annenin kızı olarak, ben de balkonumda çiçek yetiştirmeyi seviyorum. Bir sabah balkona baktığımda rengarenk çiçek açmış olmaları beni heyecanlandırıyor, sevindiriyor. Onların yanında bir bardak çay ya da kahve içmek beni mutlu ediyor.

Kimse kimseyi rahatsız etmeden balkonlarına çıkabilsin, özellikle de kadınlar. Bu bahar günlerinde balkonların tadını çiçek dikerek, doğanın canlanışına katkıda bulunsunlar dileğiyle, bu projeye destek vermelerini istiyorum.

İmren Çalışkan Tüzün


Etiketler: İmren Çalışkan Tüzün

Şimdi Paylaş

0 Yorum

Yorum Yap

CAPTCHA Image 

Benzer Haberler

Aykırı İnsanlar

Aykırı İnsanlar


11 ay önce Best Haber

Dünyanın herhangi bir yerinde bir ailenin, çevrenin içine doğar insanoğlu. Ailesini, ülkesini seçme hakkı yoktur dünyaya gelirken. Nasıl olabilir ki! Bazen soylu, zengin bazen ise yoksul bir ailede başlar yaşam serüveni. Büyüdükçe, ailesinin, çevresinin koşullarını algılamaya...

Netflix Elif Şafak’ın Aşk kitabının haklarını satın aldı

Netflix, Elif Şafak’ın Aşk adlı kitabının haklarını satın aldığını duyurdu. Biri günümüzde, biri 13. yüzyılda geçen iki hikayeyi bir araya getiren kitap, diziye uyarlanacak.
Netflix, Almanya'nın en büyük kitap fuarlarından biri olan Frankfurt Kitap Fuarı’nda, Elif Şafa...

Söz Hakkı ve Kadınlar..

Söz Hakkı ve Kadınlar..


11 ay önce Best Haber

“Su küçüğün söz büyüğün” diye sıkça kullanılan bir atasözümüz vardır. Bu atasözüne, anne ve babalar, çocuklarını uyarmak için başvururlar. Yetişkinler konuşurken, kazara lafa karışan bir kız çocuğu çeşitli şekillerde azarlanır...