loader
Antalya’da Bir Kurum: Antalya Devlet Opera ve Balesi

Antalya’da Bir Kurum: Antalya Devlet Opera ve Balesi

1990’lı yılların  başında kültür sanat insanlarının buluşma noktası Kaleiçi Sanatevi’ydi. Orada söyleşiler yapılıyor, sergiler açılıyor, konserler veriliyordu.  Benim de katıldığım resim kursları açılıyordu. Ayrıca, yiyecek, içecek sunumuyla da akşamüstü insanları kendine çekiyordu . Onun yarattığı etkileyici ve sanatsal ortam, bugün kente kazandırılmış kültür sanat kurumlarının temellerinin atılmasını sağlıyordu. Talihsiz bir şekilde yanması Kaleiçi’ndeki o canlı ortamı da alıp götürdü.  Kaleiçi bir daha o günlerdeki canlılığına kavuşamadı bir türlü. O kurumu yaşatmış Sefai Özer ve Hatice Boztepe’ye bu kentin bir teşekkür borcu bulunuyor. Bu kent onlara teşekkür etti mi, ödüllendirdi mi diye sorarsanız hayır derim. Tam tersi ;  bu kentle olan bağlarının yok olmasına sebep olundu. Antalya’nın kültür sanat yaşamına gerçekten emeği geçmiş kime teşekkür ediliyor ki, zaten?

Antalya Sanatçılar Derneği’nin (ANSAN)  kurulması,  Plastik Sanatlar, Edebiyat, El Sanatları’nı bünyesinde barındırarak sanatçıların bir araya gelmesini sağlıyordu. Antalya Sanat Derneği ise kültür sanat kurumlarının Antalya’ya kazandırılması için epeyce çaba harcıyordu. Oda Orkestrası’yla başlayan,  ardından Devlet Tiyatrosu, Devlet Senfoni Orkestrası ve Devlet Opera ve Balesi gibi devletin sanat kurumlarının Antalya’da açılmasını sağlıyorlardı. O yıllarda, öyle bir ruh vardı ki, insanlar bu kurumların yerleşmesi için bir araya geliyor, imza topluyorlar ve istediklerini de yaptırmayı başarıyorlardı.

Diğer taraftan Güzel Sanatlar Fakültesi kuruluyor, Resim, Heykel, Fotoğraf ve Sinema -Televizyon Bölümleri açılıyordu. Kuruluşunda çeşitli aksaklıklar olsa da kentin dinamikleri arasında yer alıyordu.

Bugün geldiğimiz noktada ise Plastik Sanatlar, Edebiyat gibi alanlarda uğraşan insan sayısının artmasına karşın, nitelikli işlerin ortaya konulamadığını gözlemliyoruz. Edebiyat alanında kentin bir  dergisinin   yayınlanıyor olmaması kent dışındaki edebiyat ortamıyla iletişimini zayıflatıyor.  Plastik Sanatlar alanında ise bir dergiden söz etmek bile mümkün değil.  ANSAN, Galeri’de yapılan düzenlemeye karşın, eski halinden daha kötü bir durumda bulunuyor. Işıklandırmasıyla, açılan sergilerle oldukça düzey kaybetmiş görünüyor. Kentin göbeğinde, çağdaşlıktan uzak, bahçesi erkek egemen kültüre teslim olmuş durumda.

Antalya Kültür Merkezi ise sinemanın dışında doğru dürüst bir etkinliğe ev sahipliği yapamıyor. Geçmişte, kentte yaşayanlara aylık programlar sunarak kültür sanat alanında önemli bir işlev  gören  AKM bugün, ne yazık ki, bu anlamda yetersiz kalıyor.  Çok yönlü,  çağdaş ve güncel sanatı yakından takip eden, politik kaygılardan uzak bir yönetim anlayışı yerleşmediği sürece AKM’nin gerçek anlamda bir Kültür Merkezi’ne dönüşmesi   imkansız görünüyor.  AKM’nin özerkliğini kazanması için,  AKSAV yönetimi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gerekli özgürlüğü tanıması gerekiyor bu kuruma.

Tüm bu sıkıntılara karşın, bir kurum var ki Antalya’yı kucaklamayı başarıyor. Antalya Devlet Opera ve Balesi,  bir süre atıl durumda kalan Haşim İşcan Kültür Merkezi’ni yaşayan, canlı bir mekana dönüştürmeyi başardı. Ortaya koyduğu temsillerde sahne tasarımı, ışık düzenlemesi, kostümü, ses düzeni  ve oyuncularıyla  Ankara,  Istanbul’u aratmayacak durumda.  Temsil biletlerini internet üzerinden almak mümkün, büyük oranda    izleyici  sıkıntıları yok. Ben burada Devlet Opera ve Balesi’nin Halkla İlişkileri’ni yönetenleri kutlamak istiyorum. Bu kenti bir bütün olarak algılıyorlar ve algılatıyorlar. İzleyiciye baktığınızda,  sadece  üst düzey insanların değil, halkın da  zevkle bir Opera’yı , Bale’yi izlediğini görüyorsunuz.

2011 – 2012 sanat sezonun programı da seyirciyi salonlara çekecek nitelikte. Onları bu güzel çabalarında yalnız bırakmamak gerekiyor.

Meraklılarına aşağıda temsiller için bilet satın alabilecekleri web sitelerini ekliyorum.

http://www.dobgm.gov.tr/opera2009/index.html

İmren Çalışkan Tüzün


Etiketler: İmren Çalışkan Tüzün

Şimdi Paylaş

0 Yorum

Yorum Yap

CAPTCHA Image 

Benzer Haberler

HASAN VE HASANAĞA : ÖRTÜŞEN İSİMLER

Hasanağa’ya gidiyorum der, insanlar çoğunlukla. Restaurant kelimesi yabancı, lokanta kelimesini gereksiz görürler belki de. Bana ise lokanta kelimesi yakın geliyor.

Hasanağa Lokantası mekan olarak Nurettin Bey’in dedesi Hasanağa’ya ait. O, bu evde, bir tüccar olarak güzel şeyler yaşamıştır...

TÜNEKTEPE ŞAHESERİ…

TÜNEKTEPE ŞAHESERİ…


2 ay önce Best Haber

Dilimizin döndüğünce, hep yazar, söyleriz biz eli kalem tutanlar…

Yüce Allah’ın özenerek yarattığı yeryüzü cenneti kentimizden…

Övgüyle bahseder, güzelliklerini, özelliklerini ...

Kepezli öğrenciler altın şahsiyetleri tanıdı

Kepez’de 6 Okul, 6 Altın Şahsiyet programının finaline katılan Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, bu gibi etkinliklerle gençlerin altın şahsiyetlerimizi daha iyi tanıdığını söyledi.Kepez Belediyesi ve Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen ‘Kepe...