“İspatlayamazsanız alçaksınız namustan yoksunsunuz”

225

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramankazan’da çifçilerle iftar programında buluştu. Erdoğan’ın gündeminde CHP’den gelen mal varlığına ilişkin iddialar vardı. İddiaları ortaya atan CHP yönetimine sert sözlerle tepki gösteren Erdoğan, “3,5 milyar dolar benim mal varlığım varmış. Ey Kılıçdaroğlu, senin bu adamının yaptığı açıklamayı ispatlayamazsanız alçaksınız, namustan yoksunsunuz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramankazan ilçesi Ahi Köyü’nde, 49 mahalleden gelen çiftçiler ve aileleriyle iftarda bir araya geldi.

Sözlerine “Köyümüzün muhtarı Ali Anar başta olmak üzere, 15 Temmuz’da şehit verdiğimiz tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum” diyerek başlayan Erdoğan, Türkiye tarihinin en alçak ihanet girişimine göğüslerini siper ederek geçit vermeyen tüm vatandaşları bir kez daha minnetle selamladı.

Erdoğan, darbenin merkezinde yer alan hava üssündeki hainlere inat, ezanlarını ve bayraklarını korumak için gözlerini kırpmadan ölümün üzerine yürüyen tüm Kahramankazanlılara şükranlarını sundu.

Kazan ilçesinin, isminin başına “kahraman” ifadesini bir lütuf olarak değil, verdiği 9 şehit ve 92 gaziyle, yüreğinin ve bileğinin hakkıyla elde ettiğini belirten Erdoğan, kendisini dinleyenlere, “Şu güzel topluluğun içinde şehitlerimizin yakınları var, gazilerimiz var. Allah onlardan da razı olsun ki, onlar şehitlerimizle beraber ‘Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın. Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.’ diyerek, bütün o uçakların, helikopterlerin, tankların, topların üzerine yürüdürler ama bu toprakları o alçaklara vermediler, verdirmediler” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramankazan’dan yükselen bu kahramanlık ateşi sönmediği müddetçe, bu millete kimsenin diz çöktüremeyeceğini, bu bayrağı kimsenin indiremeyeceğini, bu ezanları kimsenin susturamayacağını, bu vatanı kimsenin bölemeyeceğini, bu devleti kimsenin yıkamayacağını vurgulayarak, “İşte onun için birileri anlamaz ama varsın anlamasınlar, bizim Rabiamız var” ifadesini kullandı.

“ASLA O PAÇAVRALARI KİMSE BİZE YUTTURMAYA KALKMASIN”

Rabia işareti yapan Erdoğan, Rabia’nın içinde tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devletin bulunduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Biz tek milletiz, 80 milyon tek milletiz… Bu akşam burada olduğu gibi. Bizim tek bayrağımız var. Asla o paçavraları kimse bize yutturmaya kalkmasın. Bayrağımızın rengi şehidimizin, gazimizin kanının rengidir. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, her yıldız bir şehidin ta kendisidir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Vatan nasıl vatan olur? Şehidin kanıyla yoğrulduğu zaman vatan olur, yoksa kuru kuruya bir topraktır.”

Erdoğan, “Bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bir devletimiz yok” diyerek, şunları kaydetti:

“Kimse bize devlet içinde devlet yutturmacası yapmasın. Yok paralel devletmiş, yok şu devletmiş, yok bu devletmiş. Sıkıysa Pensilvanya’da durma, buraya gel. Onlar kendilerine başka yerlerde vatan arıyorlar, işte buralardan kaçıp oralara sığındılar. Şimdi oralarda koruma altındalar. Biz de ‘verin bu adamı bize’ diyoruz. Bu adam bu ülkeye ihanet etmiştir, bu adam teröristtir. Şu ana kadar hala vermediler ve orada çiftlikte bey bey kalıyor.

Oradan da dünyadaki bütün o FETÖ teröristlerini yönetiyor. Biz de dost bildiklerimize sesleniyoruz, verin. Eğer verilmeyecekse gün ola harman ola… Böyle bir milletin, hele hele o 15 Temmuz gecesini yaşayan böyle bir milletin bir mensubu olmaktan, cumhurbaşkanı olmaktan, böyle bir milletin hizmetkarı olmaktan iftihar ediyorum, Allah’ıma hamd ediyorum.”

Türkiye’nin demokrasisiyle, ekonomisiyle, güvenliğiyle, dış politikasıyla tarihinin en önemli sınamalarından birini yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, bugüne kadar bölücü terör örgütünün eylemleriyle, emniyet, yargı ve askeri darbe girişimiyle, İslam’a yapılmış en büyük bühtan olan DAEŞ’in saldırılarıyla, sosyal ve siyasi kaos teşebbüsleriyle mücadele edildiğini söyledi.

Bazı gafillerin ülkenin üzerinde oynanan oyunların farkında olmadığını vurgulayan Erdoğan, bazı hainlerin ise bu oyunlara bilerek ve isteyerek destek verdiğini, bazı muhterislerin de farkında olmadan düşmanların değirmenine su taşıdığını ifade etti. Erdoğan, ama milletin her şeyi gördüğünü, bildiğini ve iradesini de ona göre ortaya koyduğunun altını çizdi.

Özellikle son 3 yıldır adeta kesintisiz bir şekilde süren bu saldırılara karşı milletle omuz omuza tarihi bir mücadele verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kirli senaryoların ardı arkasının kesilmediğine dikkati çekti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bir gün milletimizin teslim olacağını sananlara anlaşılan o ki 15 Temmuz’da verdiğimiz ders yeterli gelmemiş. Birileri yolda yürüyor şimdi, İstanbul’a yürüyeceklermiş. 15 Temmuz gecesi neredeydin? Benim milletim, benim vatandaşım İstanbul Atatürk Havalimanı’nda F16’ların altında dururken, helikopterlerin bütün o saldırılarına karşı dururken sen nerdeydin? Oraya geliyorsun saat 23.15 ve ‘darbe oldu’ diyorlar. Beyefendi oradan hemen bir resmi araca bindiriliyor ve Bakırköy Belediye Başkanı’na gidiyor. Belediyenin misafiri oluyor. Açıklamalarına bakın, çok enteresandır. Ne diyor? ‘Oteller kapalıydı onun için belediye başkanımıza misafir oldum’ diyor. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor ve utanmadan, sıkılmadan şimdi de bu darbeye bir kılıf uyduruyor. ‘Örtülü darbe girişimi’ diyor. Kimin lafı bu? Pensilvanya’daki o FETÖ denilen örgüt başının tabiri. Onu aynen kullanıyor.

Şimdi daha da ileri gidiyorlar. Bu milleti tehditle, şantajla, gizli-açık kumpaslarla alt edemeyeceğini anlayınca, bu sefer başka yollara sapıp, gündem oluşturmaya kalkıyorlar. Çıkmış mesela bana kendisinin grup başkanvekili midir ne karın ağrısı… 3.5 milyar dolar benim mal varlığım varmış. Şimdi bunu söylüyor. Utanmadan, sıkılmadan çıkıyor genel başkan denilen bu kişi, o da ‘namusluyum ben’ diyor. Sen bunu bugüne kadar çok söyledin. Biz sana bu dediklerinin böyle olmadığını da mahkeme kararlarıyla, herşeyle çok ispat ettik. Şimdi bak Kahramankazan’dan sesleniyorum, ey Kılıçdaroğlu, senin bu adamının yaptığı açıklamayı ispatlayamazsanız alçaksınız, namustan yoksunsunuz. Eğer bizim böyle bir malımız, böyle bir varlığımız olmuş olsaydı Türkiye’de bu hizmetleri kimse göremezdi. Eğer bu ülkede bu hizmetler yapılmışsa ta Ahi Köyü’ne bu asfaltlar gelebiliyorsa, bunlar o yolsuzluklarla gelmediler. O yolsuzluklar yapılmadığı için geldiler.

Ey Kılıçdaroğlu, 260 bin derslik 15 senede yapıldı bu ülkede. Üniversitelerimizin sayısı eğer bugün 74, 75’ten 184’e çıktıysa bizim bu kılı kırk yararak attığımız adımlarla yapıldı. 25 havalimanı 55’e çıktıysa bunlar kılı kırk yararak attığımız adımlarla oldu”

“ELİNE DİLİNE DURSUN”

Bununla kalmadıklarını vurgulayan Erdoğan, artık Türkiye’de hastanenin olmadığı il kalmadığını ve neredeyse büyük ilçelerin hepsinde hastane bulunduğunu aktardı.

Şimdi de şehir hastanelerine başladıklarını, Yozgat, Isparta, Mersin ve Balıkesir’de bitirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’da ise 2 şehir hastanesi yapımının hızla devam ettiğini bildirdi.

Erdoğan, bunların dünyada örnek muhteşem hastaneler olduğunu anlatarak, şunları söyledi:

“Bütün bunların yanında adalet saraylarıyla…Bunlarla beraber şu anda 79 senede cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılmışken -‘otoyol’ demiyorum, bölünmüş yol- biz şu 15 senede 19 bin kilometre bölünmüş yol yaptık.

Eline diline dursun, bu yollardan gidip geliyorsun, görmüyor musun? Bu havaalanlarından uçuyorsun, gidip geliyorsun, görmüyor musun? Şu anda THY dünyanın ilk 7’si içerisinde. Buralara durup dururken gelmedik. Öyle kasasında 3 milyar dolar malı olacak, parası olacak ve bu yatırımlarda yapılacak. Böyle şey olur mu? Bitmedi. İstanbul’da Marmaray’ı yaptık. Ecdadımızın eski eskiz çalışmalarını yaptığını, biz hayata geçirdik. Denizin altından Asya’yı Avrupa’ya bağladık. Dedik ki yetmez. Oradan raylı sistem geçiyor. Bir de otomobillerin geçmesi lazım. Asya’yı Avrupa’ya yine denizin altından, yine bir tünelle bağladık. Dedik ki bu da yetmez. Tuttuk, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık. 4 gidiş, 4 geliş. Dünyanın ilkleri arasında. Şimdi bu köprüden bir de demiryolunu yapıyoruz, bu köprünün üzerinde. Kılıçdaroğlu senin havsalan almaz bunları, havsalan. O ağzı olup konuşana da söyle de haddini bilsin, haddini bilsin. Müddei, hukukta tabirdir bu, kuraldır iddiasını ispatla mükelleftir. İddiasını ispat edemiyorsa, o dönüp dolaşıp bumerang gibi onu vurur.”

“HEVESLERİNİ KURSAKLARINDA BIRAKACAĞIZ”

Erdoğan, İzmir Otoyolu, Körfez’de Osmangazi Köprüsü’nü yaptıklarını anımsatarak, şu anda İstanbul-Bursa’nın 1 saat 15 dakikaya düştüğünü aktardı. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Nerelerden nerelere geldik ve inşallah bittiği zaman İstanbul-İzmir arası 2 saat 45 dakikaya falan düşüyor. Biz çalışıyoruz. Bizim bu millete aşkımız var, bu millete sevdamız var. Yapacağımız çok iş var, bu ülkede.

Bunların yapacağı iş de şu; iftira. Sürekli iftira atsınlar. İftira at, tutmazsa iz bırakır. Yaptıkları iş bu. Ama tutmayacak. Milletimiz bizim kim olduğumuzu gayet iyi biliyor. Onun için biz de daha çok çalışacağız, daha çok çalışıyoruz.

İnşallah bölgemizdeki krizleri ülkemize taşımaya çalışanların heveslerini de kursaklarında bırakacağız. Enerjide attığımız adımlar da ortada. Çok ciddi adımlar atıyoruz ve Türkiye enerjide dışa bağımlılıktan büyük ölçüde kurtuldu, kurtulmaya devam ediyor. Teröristleri yurt içindeki ve yurt dışındaki inlerinde bulup yok ederek, bu kirli oyunu da mutlaka bozacağız. Bak Tendürek’te vuruyoruz, Cudi’de vuruyoruz, Gabar’da vuruyoruz, Bestler Dereler’de vuruyoruz, vuracağız ve onlar silahları gömene kadar biz onları gömeceğiz. Aynı şekilde Kandil’e kadar uzanacağız, uzanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 hedeflerini adım adım hayata geçirerek, büyük, güçlü, müreffeh Türkiye’yi azimle, kararlılıkla inşa etmeyi sürdüreceklerini kaydederek, “Bunun için bir şeye ihtiyacımız var. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız” dedi.

Tarımın insanlığın en eski ve önemi asla azalmayacak uğraş alanı olduğuna işaret eden Erdoğan, tarihin, tarımın ilk merkezi olarak Şanlıurfa Harran’ı gösterdiğini aktardı.

Erdoğan, yarın Harran’da olacağını belirterek, “Partimiz, Türkiye’de en fazla oyu Harran’dan aldı, birinci oldu orası. Onun için yarın akşam inşallah iftarı Harran ilçemizde yapacağız. Yani tarım ilçesinde” bilgisini paylaştı.

İnsanoğlu dünya üzerinde yaşadığı sürece gıda ihtiyacının süreceğini, dolayısıyla tarımın ve çiftçiliğin hep olacağını dile getiren Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Tarih boyunca biz Türklerin iki temel mesleği olmuştur, bunlardan biri askerliktir, diğeri de tarım ve hayvancılıktır. Biz asker bir milletiz. Son yıllarda yaşadığımız gelişmeler, bize bu iki alanı çok sıkı tutmamızın şart olduğunu gösteriyor. Askerliği sıkı tutmazsak vatanımızı koruyamayız, tarım ve hayvancılığı sıkı tutmazsak da özellikle kriz dönemlerinde onurumuzu muhafaza edemeyiz. Sanayi elbette önemlidir, teknoloji elbette önemlidir, mimari, sanat, spor, enerji hepsi elbette önemlidir. Ama kendinizi güvende ve tok hissetmiyorsanız hiçbir işe yaramaz. Kalkınma programlarımızı, büyüme stratejilerimizi bu anlayışla hazırlamak ve hayata geçirmek mecburiyetindeyiz.”

“TARIMSAL HASILADA, AVRUPA’DA İLK SIRAYA YÜKSELDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen 15 yılda savunma sanayine verdiğimiz önemle askeri alanda ülkemize adeta çağ atlattık” ifadesini kullanarak, yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığı yüzde 40’lar seviyesine düşürmelerine rağmen hala katedilmesi gereken çok yol olduğunu bildiklerini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Uçağımızdan gemimize, uydumuzdan füzemize, tüfeğimizden tankımıza, radarımızdan yazılımımıza kadar her şeyimizi kendimiz yapmadan bize huzurlu bir uyku uyumak yoktur. Aynı şekilde tarım alanında da ülkemizi tarladan sofraya kadar tüm aşamalarıyla en ileri seviyeye çıkarmadan kendimizi güvende hissedemeyiz.

Yani endüstriyel tarım, bunu başarmamız lazım. Bunun için geçtiğimiz 15 yılda 123 milyar lira tarım ve hayvancılık desteği verdik, bunu başaralım diye. Tarımsal hasılada, Avrupa’da ilk sıraya yükseldik, elhamdülillah. Neredeydik, nereye geldik… Şimdi bir yere geliyorum. Arazi toplulaştırma, gübre ve yemde KDV’yi sıfırlama, kredi kolaylığı gibi çalışmalarla çiftçilerimizin daha verimli üretim yapabilmelerine imkan sağladık. Topraklarımız nasıl şehitlerimizin kanlarıyla yoğrularak vatan oluyorsa çiftçilerimizin alın teriyle yoğrularak da bereketleniyor.”

“TOPLULAŞTIRIRSAK BURAYA BEREKET GELİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında toplulaştırmaya da değinerek, şunları söyledi:

“Bakıyorsunuz, devasa arazi var. Ama hepsi adeta ev yapar gibi parsel parsel… Onda bereket olmaz, onda verimlilik olmaz. Diyorum ki bir toplulaştırma yapalım. Kardeşler, 5 kardeş, 10 kardeş, 15 kardeş böyle bölük pörçük olacağına kardeşler bir araya gelir, mahallemizin muhtarı yardımcı olur, belediye başkanımız yardımcı olur artık köy yok. Buraları toplulaştırırsak buraya bereket gelir. Bölük pörçük yapmayalım. Tadı olsun bu işin, bereketi olsun bu işin. Kardeşler kendi arasında al-ver yaparlar, bedelsiz versin demiyorum ha. Tabii ki bedelini de verecek. Böylece bu bereketli topraklar, daha bereketli olacak.

Başkan bir şey söyledi, sayın Bakan duymanı isterim. O da şu, ‘Arazimizin sulamasında sıkıntımız var.’ diyor. Dolayısıyla aşağıdaki rezervimizi şöyle dağın tepesine doğru, oradaki yapılacak bir rezerv alanı ile orada depolayıp cazibe ile bunu şöyle arazimize kapalı sistem olursa tabii nurun ala nur olur. Çünkü güneş buharlaştırmaz. Bu buharlaştırmada kaybolan nereden bakarsan bak yüzde 50-60’tır, açık kanal olursa. Ama kapalı sistem olursa o zaman Allah’ın izniyle böyle bir şey olmaz. Tamam, söz, yapıyor muyuz? Bakanımızdan sözü aldık.”

Güneş panel sistemleriyle ısıtmanın yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Erdoğan, “Eskiden bu sistem pahalıydı. Şimdi bu sistem ucuzladı. Dolayısıyla benim bütün vatandaşlarım, enerjide de daha ucuz enerji elde etme imkanını da yakalamış olsun. Başarılı belediye başkanı bunu ispatlar” diye konuştu.

Erdoğan, hedeflerinin 780 bin kilometrekare vatan toprağının tarıma uygun 230 bin metrekaresinin her karışını değerlendirmek olduğunu ifade ederek, bunun gerçekleştirileceğine inandığını dile getirerek, şunları belirtti:

“Bereket demek çok su kullanmak, çok gübre dökmek, çok ilaç serpmek değildir. Bereket, toprağı bilinçli ekip biçmekle olur. Her şey gibi toprak da orta yolu sever. İhtiyaçlarının kararında karşılanmasını sever. Bunun için Milli Tarım Projesi ile çok önemli bir adım atıyoruz. Tarımda üretim planlaması yaparak, etkili destekler vererek, sağlıklı gıda kullanarak, özellikle bunu kullanmak için de sağlıklı gıda üretmemiz lazım. Bunu yaparak rekabet gücümüzü yükselterek çiftçimizin refahını artırarak inşallah yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz.”

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here