Bozdağ: Menbiç’te PKK’lı, PYD’li YPG’li hiçbir teröristi, deaş’lı hiçbir teröristi, Türkiye istememektir

0
313

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, açıklamalarda bulundu. Bozdağ, “Menbiç’te PKK’lı, PYD’li YPG’li hiçbir teröristi, DEAŞ’lı hiçbir teröristi, Türkiye istememektir” dedi. Bozdağ ayrıca, “Rusya ,İran, Türkiye ile ilgili üçlü zirve toplantısı 4 Nisan 2018’de İstanbul’da yapılacaktır. Ayrıca 3 Nisan’da Türkiye ile Rusya arasında bir stratejik iş konseyi toplantısı yapılacak. Sayın Putin de orada olacak. Ama 4’ünde de ayrıca Ruhani, Putin ve Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul’da bir araya geleceklerdir” diye konuştu

Beştepe’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, basın mensuplarının karşısında çıktı. Bozdağ, İstiklal Marşı’nın Kabulü’nün 97. Yıl Dönümü sebebiyle “Ben bu vesileyle ‘Allah bir daha bu Millete İstiklal Marşı yazdırmasın’ diyen İstiklal Şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy başta olmak üzere bu vatanı bize emanet eden bütün şehitlerimizi, gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet, dua ve şükranla yad ediyorum. Mekanları cennet olsun. Bugün Zeytin Dalı Harekatı ve terörle mücadele kapsamında milletimizin ve devletimizin bekası için mücadele ederken şehadete koşan bütün şehitlerimizi de rahmetle anıyorum. Gazilerimize acil şifalar diliyorum. Rabbim bir daha bu aziz Millete İstiklal Marşı yazdırmasın” dedi.

Bozdağ, İran’da düşen Türk jeti ile ilgili de “Değerli basın mensupları, bildiğiniz gibi 11 Mart 2018 Pazar günü Başaran Holding’e ait özel jet, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Türkiye’ye gelirken İran sınırları içerisinde 17.40 sularında maalesef düştü. Uçakta bulunan yolcular ve mürettebat maalesef hayatını kaybetti. Burada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Hayatını kaybeden 11 kişinin üçü mürettebat, sekizi yolcu. Yolculardan da iki tanesi İspanya vatandaşı. Uçağın enkazına ulaşıldı. Kara kutu ele geçirildi. Hayatını kaybedenlerin naaşlarına ulaşıldı ve onlarla ilgili işlemler devam ediyor. Olayın duyulduğu andan itibaren Başbakanlık’ta bir kriz merkezi oluşturuldu. Dışişleri Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız, AFAD yetkilileri hep beraber olayı yakından takip ettiler. Ayrıca Tahran Büyükelçiliğimiz de olayı yakından takip etti. Ailelerle de irtibat kuruldu ve Türkiye’den oraya hem arama kurtarma ekibi hem kaza kırım ekibi, İranlı yetkililerle işbirliği yapmak ve birlikte çalışmak üzere gönderildi. Elimizdeki verilere göre kazanın kesin nedeni şu anda belli değil. Değişik tahminler var, değerlendirmeler var. Bunların net sonucu kara kutunun incelenmesinden sonra ve diğer verilerin değerlendirmesinden sonra ortaya çıkacaktır. Ben tekrar kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum” dedi.

DHA
BOZDAĞ, ZEYTİN DALI HAREKATI GÜNDEMİNE DEĞİNDİ

Bozdağ, Zeytin Dalı Harekatı gündemine ilişkin olarak şunları söyledi:

“Değerli basın mensupları, bildiğiniz gibi Zeytin Dalı Harekatı, Afrin bölgesini terör unsurlarından temizlemek, bölgedeki sivil halkı terörün baskı ve zulmünden kurtarmak ve bölgede huzur istikrar barış ortamını yeniden inşa etmek maksadıyla başladığı günden beri başarıyla sürdürmektedir. Zeytin Dalı Harekatının başlangıcından bugüne kadar 42 Kahraman Mehmetçiğimiz şehit olmuş, 202 kahraman vatan evladımız da yaralanmıştır. Ayrıca teröristler tarafından Afrin bölgesinden Türkiye’ye atılan roketler ve yapılan saldırılar sonucunda 7 sivil vatandaşımız şehit olmuş, 125 vatandaşımız da yaralanmıştır. Bu vesileyle şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Bu harekat kapsamında bugüne kadar PKK, KCK, PYD, YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu şu an itibariyle en son aldığım rakam 3 bin 381 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 175’i köy, 37’si kritik nokta olmak üzere toplam 212 bölge kontrol altına alınmıştır. Afrin’in yakın çevresindeki kritik kesimlerin tamamı kontrol altına alınmıştır. İnşallah yakında Afrin merkezi de teröristlerden temizlenecek ve bölge halkı teröristlerin zulmünden baskısından kurtarılmış olacaktır. Kontrol altına alınan toplam alan şu an itibariyle bin 102 kilometrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Harekat alanının bin 920 kilometrekare olduğunu düşünürsek, şu an itibariyle bölgenin yarıdan fazlası kontrol altına alınmış durumdadır. Kontrol altına alınan yerler de teröristlerden temizlenen her bölge, alt yapısı ve üst yapısı süratli bir şekilde imar edilecek. Bölgede her türlü güvenlik riskleri ortadan kaldırılacak. Bölge siviller için yaşanılır bir hale getirilecek. Buraların yönetimi, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesindeki Türkiye tecrübesinde olduğu gibi bölgedeki insanlar tarafından yapılması sağlanacak ve buradaki insanların gıda, sağlık eğitim ve diğer bütün güvenlik ihtiyaçların karşılanması konusunda Türkiye’nin destekleri devam edecektir. Ayrıca bu bölgelere Afrin bölgesinden ülkemize terör örgütünün baskı ve zulmünden kaçarak gelmiş bulunan, göç etmiş olan Afrinlilerin geri dönüşü için de uygun zeminler hazırlanacak ve bunların dönüşleri de Afrin’e sağlanacaktır.”
Bozdağ; PYD ve YPG’nin, Afrin’den çıkmaya çalışan sivilleri engellemesiyle ilgili olarak şu açıklamada bulundu:

“Bu konu bildiğiniz gibi Türkiye’nin tezlerini doğrulayan bir husustur. Türkiye, PKK, KCK, PYD ve YPG’nin siviller üzerinde büyük bir baskı kurduğunu ve onlara zulüm yaptığını, pek çoğunun mal varlığına el koyduğunu, çocuklarını zorla terör örgütüne kattığını, bazılarını göçe zorladığını, bazılarını infaz ettiğini defalarca açıkladı. Ayrıca bu terör örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’nı engellemek için bölgede yaşayan sivilleri, sivil kalkan olarak kullandığını da söyledik. Bu görüntüler Türkiye’nin bu tezlerinin ne kadar doğru olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Daha geçen yaşanan görüntüleri de hep beraber gördük. Nitekim yola döşenen bir takım patlayıcılarla sivillerin nasıl hayatını kaybettiğini gördük. Buradan uluslararası topluma seslenmek isteriz. Türkiye’yi siviller konusunda hassas davranmamakla, bu konuda suçlayan ülkeler ve diğer çevrelere diyoruz ki; Türkiye’nin hassas davrandığı en önemli şey sivillerdir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Zeytin Dalı Harekatı’nı başlattığı günden bugüne kadar bölgede Türk Silahlı Kuvvetleri hiçbir sivili hedef almamıştır. Hiçbir mabeti hedef almamıştır. Hiçbir eğitim kurumunu,  sağlık kurumunu hedef almamıştır. Tamamen terör örgütünü, teröristleri ve teröristlere ait araç, gereç, sığınak, barınak, mühimmat, silah ve benzeri şeyleri hedef almıştır. Bugüne kadar bir sivilin burnu dahi kanatılmıştır. Herhangi bir sivilin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü harekat neticesinde hayatını kaybetmesi söz konusu değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, sivilleri kurtarmak için bölgededir. Teröristleri bölgeden uzaklaştırmak için oradadır. Sivillere yardım etmek için oradadır. Bugün Türkiye’de yaklaşık 4 milyon civarında Suriye’den gelen sivil insanlar var. Türkiye bunlara milyarlarca dolar para harcadı. Türkiye’yi siviller üzerinden vurmak isteyenler, Türkiye’nin Suriye’de ölümden kaçan, terörden kaçan, çatışmalardan kaçan sivillerin hayatını kurtaran nasıl önemli adımlar attığını maalesef görmüyorlar. Görmemezlikten geliyorlar. Kendi ülkelerine bir Suriyeli sivili almamak için kırk takla atanlar Türkiye’nin bu konuda yaptığı fedakarlığı sivillere sahip çıkmayı maalesef görmediler, görmüyorlar. Biz onlara diyoruz ki ister görün, ister görmeyin. Türkiye Sivillere bundan sonra da sahip çıkacaktır. Masumlara sahip çıkacaktır, mazlumlara sahip çıkacaktır. Onlara hayatı zindan edenlere dersini verecektir. Bölgedeki terörist unsurları temizleyene kadar bu harekat devam edecektir.
ABD ile kurulan 3’lü mekanizma ve Menbiç konusunda değinen Bozdağ sözlerine şöyle devam etti:

“Tabi bildiğiniz gibi ABD Dışişleri Bakanı Sayın Tillerson’un, Türkiye’yi ziyareti üzerine 3 tane ayrı ortak mekanizma kurulması kararlaştırıldı. Bunlardan birisi Suriye ve PKK konusunu görüşmek üzere kurulan mekanizma. Hem PKK hem KCK, YPG-PYD ve DEAŞ, Suriye’deki terör örgütlerinin tamamı konuşulmak üzere ve bu ortak mekanizma ilk toplantısını 8-9 Mart 2018’de Washington’da yaptı. Türkiye bu toplantıda ABD’den neler beklediğini çok net bir şekilde bir kez daha ortaya koydu. Esasında bu toplantıda bizim beklentilerimizin nasıl ve hangi süreçte hayata geçirileceği hususunda yoğunluklu olarak durulmuştur. Ve müzakere sonucunda da belli bir noktaya gelinmiştir. Türkiye’nin tutumu çok nettir. Menbiç’te PKK’lı, PYD’li YPG’li hiçbir teröristi DEAŞ’lı hiçbir teröristi Türkiye istememektir. SDG şemsiyesi kılıfı altına gizlenerek de istememektedir, açık bir şekilde de bölgede terör unsurlarının barındırılmasını istememektir. Biz bunu çok net bir şekilde muhataplarımıza burada da ilettik. Eğer burada bir anlayış birliği sağlanamazsa Türkiye buradaki teröristleri Afrin’deki leri nasıl temizledi ise aynı usul ve yöntemle temizlemekte kararlıdır. Bunu çok net bir şekilde ifade buradan bir kez daha etmek isteriz. Tabi bir noktaya gelindiğini görüyoruz. Burada detayları vermeyeceğim. Zira ayın 19’unda Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu Washington’da olacak ve ABD Dışişleri Bakanı ile bu görüşmenin sonuçları üzerinde tekrar görüşecekler. Ve ondan sonra ortaya somut, üzerinde mutabakata varılan veya varılamayan sonuçlar çıkacaktır. Biz onu göreceğiz. Ama burada şunu söylemekte fayda var. Türkiye ABD’nin Suriye konusunda bundan sonra sözlerinden ziyade icraatlarına bakacaktır. Aramızda bir güven bunalımı olduğu çok açıktır. Ciddi soruların olduğu çok açıktır. Bu güven bunalımını azaltmanın ve ortadan kaldırmanın yolu Türkiye’ye verilmiş sözlerin tutulmasından geçmektedir. O da tutacağız demekten değil bunun adımını bizzat arazide atmaktan geçmektedir. Biz arazideki adımları bakarak kararlarımızı oluşturacağız.”

Rusya-İran-Türkiye görüşmesine dair ise Bozdağ, “Rusya, İran, Türkiye ile ilgili üçlü zirve toplantısı 4 Nisan 2018’ de İstanbul’da yapılacaktır. Ayrıca 3 Nisan’da Türkiye ile Rusya arasında bir stratejik iş konseyi toplantısı yapılacak. Sayın Putin de orada olacak. Ama dördünde de ayrıca Ruhani ve Putin ve Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul’da bir araya geleceklerdir.” dedi.

 

“DAVULLA ZURNAYLA ORAYA GİTMEYECEĞİZ”

Bozdağ, şunları söyledi:

“Türkiye, terör örgütüyle sadece Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin’de mücadele etmemektedir. Aynı zamanda PKK terör örgütü ile Türkiye’nin sınırları içerisinde ve PKK’ya destek olan diğer bütün sol ve başkaca terör örgütleriyle de eşzamanlı mücadelesini sürdürmektedir. Irak’ta da aynı şekilde terör örgütüne karşı Türkiye’nin mücadelesi devam etmektedir. Irak Hükümeti ile yapılan görüşmeler olumlu geçmiştir. Irak Hükümeti de terör örgütüne karşı Türkiye ile beraber bir anlayış birliğine varmışlardır. Bu anlayış birliği çerçevesinde terörle mücadele Irak tarafında da kararlı bir şekilde devam edecektir. Ancak bir hareket olursa ne zaman olacak o harekât başladığında hep beraber göreceğiz. Benden kimse buradan bir takvim vermemi beklemesin, davulla zurnayla oraya gitmeyeceğiz ama bizim jetlerimizi, bizim Mehmetçiklerimizi gördüklerinde geldiğimizi anlayacaklar.

 

ABD’NİN İNCİRLİK’TEN ÇEKİLECEĞİ İDDİASI..

“ABD’nin İncirlik’ten çekilmesi veya oradaki gücünü azaltmasına dair haberler medyada yer aldı. Ancak bu haberlerin içerisinde ABD’li yetkililerin de bunu yalanladığı da yer aldı. Şu an bilgi bu. Bizdeki bilgiler bu yönde, ABD’nin aldığı bir kararın olmadığı yönündedir.”

 

ALMANYA’DAKİ CAMİLERE SALDIRILAR…

“Maalesef Almanya’da son zamanlarda artarak Türkler’in yoğun yaşadığı yerlerde, Türkler’e ait sivil toplum örgütlerine, Türkler’in ibadet yerlerine, kültür merkezlerine bizzat şahıslarına dönük çok ciddi saldırılar söz konusudur. Bir yandan ayrılıkçı, ırkçılar ve bunlar Alman vatandaşlarından oluşuyor, öte yandan bölücü terör örgütü PKK’nın Almanya’daki teröristleri oradaki vatandaşlarımıza ve onların mabetlerine ve kültür merkezlerine saldırılar yapmaktadırlar. Biz bu saldırılardan büyük bir endişe duyuyoruz. Din ve vicdan hürriyeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de teminat altına aldığı bir hürriyettir, yaşama hakkı öyle önemli bir haktır. Hem vatandaşlarımızın yaşama hakkı, hem vatandaşlarımızın din ve vicdan hürriyeti ve vatandaşlarımızın diğer insan haklarına ilişkin sahip olduğu haklar maalesef orada aşırı unsurlar tarafından ayrılıkçı, ırkçı İslam düşmanı çevreler rafından tehdit edilmektedir. Büyük bir riskle karşı karşıyayız. Son saldırılarda biliyorsunuz, PKK terör örgütü yaptığı saldırıyı üstlendi ve başka yerlere de saldırılar yapacağını söyledi ve buna dair de sosyal medyadan adresler veren açıklamalar yaptı. Hatta Düsseldorf havaalanında check-in yapan Türk vatandaşlarına dönük terör örgütlerinin saldırısı oldu. Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının ve diğer müslümanların güvenliğinden birinci derecede sorumluluk Almanya devletine ve Almanya hükümetine güvenlik güçlerine aittir. Biz buradan çok net bir şekilde söylüyoruz, vatandaşlarımıza dönük bu terörist saldırılar karşısında Alman güvenlik güçlerinin ve Alman yargısının harekete geçmesi lazım. Şu anda baktığınızda sadece 2018 yılının üç aya yakın bir süre içerisinde 7 tane resmi kayda geçmiş saldırı var ve pek çok şehirde Stuttgart’da, Mainz’de, Nürnberg’de, Hannover’de, Hamburg’da, Berlin’de neredeyse bütün şehirlerde Türklere ait camilere, derneklere, kültür merkezlerine saldırılar yapılıyor. Peki, bu saldırıyı yapanların yakalandığı var mı? Şu ana kadar yakalananları görmedik.”

“Biz buradan Alman hükümetine diyoruz ki, bu suçları işleyen suçlular kimse bunları yakalamak, yargı önüne çıkarmak ve hak ettikleri cezayı almalarını sağlamak Alman devletinin, Alman Hükümeti’nin görevidir. Maalesef bugüne kadar Türkler’e dönük eylemleri gerçekleştirenlerin çok büyük bir kısmı tespit edilemedi. Tespit edilip yargıya çıkarılanların bir kısmı beraat etti diğer kısmının da davaları devam ediyor henüz bitip de net cezalandırılan birine rastlamadık. Yok denecek kadar azdır. Bütün bunlar bu teröristleri, bu ırkçıları, ayrımcıları, İslam düşmanlarını cesaretlendirmektedir. Türkiye’yi her fırsatta eleştirenlerin kendi ülkelerinde yaşam hakkına din ve vicdan hürriyetine, seyahat hakkına dönük bu saldırılar karşısında sessiz kalmaları ve bu saldırıları yapanlara karşı yeterli tedbirleri almamaları düşündürücüdür. Biz her defasında PKK’lılara ilişkin dosyaları önlerine koyuyoruz ama bu konuda bir tedbir almadıklarını da görüyoruz, ‘aldık diyorlar’ ama sonuçları yeni saldırılar oluyor. Yargıya teslim edilen saldırganları henüz göremedik. Onun için biz Alman hükümetinden bu konuda daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Bugün Dışişleri Bakanlığımız Almanya’nın Ankara Büyükelçisi’ni çağırdı. Dışişlerine ve kendisine hem misyonlarımıza hem Türkler’e ait camilere, derneklere, hem de vatandaşlarımıza dönük bu saldırılar terör saldırıları, ayrımcı, ırkçı, İslam düşmanlarının saldırıları, Alman hükümetinin bu konuda aldığı veya alamadığı almadığı tedbirler konusunda kendisine gerekli uyarılar yapıldı ve elden de Almanya’nın Ankara büyükelçisine bir nota verilmiştir. Türkiye burada olup bitenlerin yakından takipçisi olmaya devam edecektir. Türkiye’de yaşayan bütün farklı dinlere mensup insanlar din ve vicdan hürriyetine sahiptir. Bizim ülkemizde herhangi bir mabede saldırı yapılması söz konusu değildir. Bakın biz vakıf mallarını iade ettik. Gayrimüslimlere ait vakıf mallarını iade ettik. İşte Akdamar Kilisesi’ni ihya ettik, Sümela Manastırı’nı ihya ettik. Hatta Tarsus’taki bir kiliseyi Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Merkel’in talebi üzerine o kiliseyi de biz imar ettik. Biz onların inancı gereği sahip oldukları mabetleri gözümüz gibi korurken ve hatta onları ülkemizin bütçesinden imar ederken orada vatandaşlarımızın kendilerinin yaptığı mabetlerine saldırılar karşısında yeterli tedbirlerin alınmamış olmasından dolayı büyük kaygı duyuyoruz. Bunu bir kez daha onlara söylüyoruz ve her defasında Türkiye’yi suçlayanlara biraz dönün kendinize bakın diyoruz. Eğer tedbir almazlarsa bu ayrılıkçılar, ırkçılar ve İslâm düşmanları ve terör örgütleri ileride onların kendi canlarını da yakacaktır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here