Beştepe’de Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi

0
447

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin, Beştepe’de  Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi kapsamında bir araya geldi. Sonrasında ortak basın toplantısı düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi sonrası yaptığı konuşmada, “Suriye’de huzurun, güvenliğin, barışın tesisi yönündeki çabalarımızın bir ifadesi olan bu zirveye ev sahipliği yapıyor olmanın memnuniyeti içindeyiz. İlk zirveden bu yana Suriye’de önemli gelişmeler yaşandı. Bugün önümüzdeki döneme ışık tutacağına inandığımız istişareler gerçekleştirdik. Atılacak adımları belirledik. Garantör ülkeler olarak tuzaklara tezgahlara, oyunlara, provokasyonlara itibar etmeden mutabık kaldığımız hedeflere doğru kararlı bir şekilde yürümeyi sürdüreceğiz. Tel Rıfat bölgesinin de oraya dönecek Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getirmek için Rus ve İranlı dostlarla birlikte ortak çalışma yürütmeye hazırız” dedi.

“ATILACAK ADIMLARI BELİRLEDİK” 

Basın toplantısında konuşan Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Suriye’de huzurun, güvenliğin, barışın tesisi yönündeki çabalarımızın bir ifadesi olan bu zirveye ev sahipliği yapıyor olmanın memnuniyeti içindeyiz. İlk zirveden bu yana Suriye’de önemli gelişmeler yaşandı. Bugün önümüzdeki döneme ışık tutacağına inandığımız istişareler gerçekleştirdik. Atılacak adımları belirledik. Gerginliği azaltma konusunda Türkiye olarak sorumluluklarımızı hassasiyetle yerine getiriyoruz. İdlib’deki kısa bir süre önce tesis ettiğimiz 8. gözlem noktamızla bu konudaki kararlılığımızı gösterdiğimize inanıyorum.

TÜRKİYE, 3 BİN TERÖRİSTİNİ İMHA ETTİĞİ DEAŞ’A KARŞI EN ETKİLİ MÜCADELEYİ VEREN ÜLKEDİR

Suriye konusunda şu hususun tüm dünya tarafından dikkate alınmasını bekliyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanabilmesi tüm terör örgütlerine aynı mesafede olunmasına bağlıdır. Sadece Suriye ile kalmayıp Türkiye başta olmak üzere çevre ülkelere hatta tüm bölgeye yönelik tehdit oluşturan terör örgütlerinin ayrım yapılmaksızın dışlanması çok önemlidir. Türkiye, Fırat Kalkanı Harekatı ile yaklaşık 3 bin teröristini imha ettiği DEAŞ’a karşı en etkili mücadeleyi veren ülkedir.

CERABLUS EL BAB BÖLGESİNE ŞU ANA KADAR 160 BİN SURİYELİ KARDEŞİMİZ DÖNDÜ

Zeytin Dalı Harekatı’yla da aynı mücadeleyi bir başka terör örgütü olan YPG/PYD’ye karşı veriyoruz. Her iki harekatta şu ana kadar 4 bin kilometre karelik bir alanı biz bu bölgelerde sadece güvenliği sağlamakla kalmıyoruz kontrol altına aldığımız yerleri alt yapısı ile ve üst yapısı ile bölgenin asli sahipleri olan Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getiriyoruz. Cerablus El Bab bölgesine şu ana kadar 160 bin Suriyeli kardeşimiz döndü vatanlarında yeni bir hayat kurdu. Afrin bölgesindeki patlayıcı madde taramasını bitirip altyapıyı ayağa kaldırdıktan sonra bu bölgeye de yüz binlerce Suriyelinin dönmeyi beklediğini biliyoruz.

TEL RIFAT BÖLGESİNİ DE YAŞANABİLİR HALE GETİRMEK İÇİN RUS VE İRANLI DOSTLARLA ORTAK ÇALIŞMAYA HAZIRIZ

Tel Rıfat bölgesinin de oraya dönecek Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getirmek için Rus ve İranlı dostlarla birlikte ortak çalışma yürütmeye hazırız.

MÜNBİÇ BAŞTA OLMAK ÜZERE PYD/YPG KONTROLÜNDEKİ TÜM BÖLGELERİ GÜVENLİ HALE GETİRENE KADAR DURMAYACAĞIZ 

Münbiç başta olmak üzere PYD/YPG kontrolündeki tüm bölgeleri güvenli hale getirene kadar durmayacağımızı tekrar ediyorum. Suriye’de kaos çıkartılmak istenen yerlere önce DEAŞ’ın yerleşmesinin önü açılmakta sonra onunla mücadele bahanesiyle PYD/YPG sokulmakta ve terör döngüsü tamamlanmaktadır. Biz kendi sınırlarımızı da tüm Suriye’yi de bu cendereden çıkarmakta kararlıyız. Suriye huzur bulmadan Türkiye huzur bulamaz. Suriye’de yaşananların anlamı ve önemi bizim için ayrı bir yere sahiptir. Türkiye olarak sivil kayıpların yaşanmasının önüne geçtik. Operasyon yürüttüğümüz şehirlerle diğer şehirler yan yana konulduğunda ne demek istediğimiz anlaşılacaktır.

ÖNÜMÜZDE ZOR AMA BAŞARI IŞIĞI GİDEREK KUVVETLENEN BİR YOL VAR

Terör örgütünün etkinlik yürüttüğü bölgelerde sürekli bir gerilim çatışma potansiyeli olduğu açıkça görülüyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünün temin edilmesi ve çatışmaların önüne geçilmesi ve ülkenin geleceğinin yeniden inşası için anlayış birliği içindeyiz. Yaşanan çatışmanın kaybedeni Suriye halkıdır. Kazananın kimler olduğunu hepimiz iyi biliyoruz. Önümüzde zor ama başarı ışığı giderek kuvvetlenen bir yol var.

GARANTÖR ÜLKELER OLARAK TUZAKLARA TEZGAHLARA, OYUNLARA, PROVOKASYONLARA İTİBAR ETMEDEN …

Garantör ülkeler olarak tuzaklara tezgahlara, oyunlara, provokasyonlara itibar etmeden mutabık kaldığımız hedeflere doğru kararlı bir şekilde yürümeyi sürdüreceğiz. Bizimle birlikte uluslararası topluma önemli görevler düşüyor. Bir kez daha uluslararası toplumu, Suriye’deki sorunu adil ve uygulanabilir bir siyasi çözüme kavuşturulması gayretlerine destek olmaya çağırıyoruz.”

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, “Suriye huzur bulmadan Türkiye huzur bulamaz” dedi.

Suriye konulu üçlü zirve sonrası, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ortak basın toplantısı düzenlendi. Toplantıyı Türkiye, İran ve Rusya’dan 143 basın mensubu takip etti. Toplantıda ilk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu.

Geçen yıl Kasım ayında Soçi’de gerçekleşen ilk zirveden bu yana Suriye’de önemli gelişmelerin yaşandığını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün önümüzdeki döneme ışık tutacağına inandığımız istişareler gerçekleştirdik ve atılacak adımların belirledik. Gerginliği azaltma bölgelerinin konusunda Türkiye olarak sorumluluklarımızın gereğini hassasiyetle yerine getiriyoruz. İdlib’de kısa süre bir süre önce tesis ettiğimiz sekizinci gözlem noktamızda bu konudaki kararlılığımızı gösterdiğimize dönük. Suriye konusunda şu hususun tüm dünya tarafından dikkate alınmasını bekliyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanabilmesi tüm terör örgütlerine aynı mesafede olmasına bağlıdır. Sadece Suriye ile kalmayıp Türkiye başta olmak üzere çevre ülkeler, hatta tüm bölgeye yönelik tehdit oluşturan terör örgütlerini ayrım yapılmaksızın dışlanması çok ama çok önemlidir. Türkiye Fırat Kalkanı harekatı ile yaklaşık 3 bin teröristini imha ettiği DEAŞ’a karşı en etkili mücadeleyi veren ülkedir. Aynı şekilde DEAŞ saldırılarında en büyük bedelleri ödemiş ülkelerden biri de biziz. Zeytin Dalı Harekatı ile aynı mücadeleyi, Suriye’nin bütünlüğünü ve geleceğini tehdit eden bir başka terör örgütü olan PYD/YPG’ye karşı veriyoruz. Her iki harekatta şu ana kadar 4 bin kilometrekarelik bir alanı teröristlerden temizleyerek güvenli hala getirdik. Biz bu bölgelerde sadece güvenliği sağlamakla kalmıyoruz, kontrol altına aldığımız yerleri alt ve üst yapısıyla bölgenin asil sahipleri olan Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getiriyoruz.”

 

‘SURİYE HUZUR BULMADAN TÜRKİYE HUZUR BULAMAZ’

Türkiye’nin 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti: “Cerablus, El-Bab bölgesine şu ana kadar 160 bin Suriyeli kardeşimiz geri dönerek vatanlarında kendilerine yeni bir hayat kurdular. Afrin bölgesindeki patlayıcı madde taramasını bitirdikten ve alt yapıyı ayağa kaldırdıktan sonra bu bölgeye de yüz binlerce Suriyeli misafirimizin dönmek istediğini biliyoruz. Tel Rıfat bölgesinin de oraya dönecek Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getirmek için Rus ve İranlı dostlarımızla birlikte ortak çalışma yürütmeye hazırız. Munbiç başta olmak üzere PYD/YPG’nin kontrolündeki tüm bölgeleri güvenliği hale getirene kadar durmayacağımızı bir kez de burada tekrarlamakta fayda görüyorum. PYD/YPG ile mücadelemiz Suriye’de DEAŞ ile mücadeleyi engelleyen veya aksatan değil tam tersine tamamlayan bir mahiyete sahiptir. DEAŞ ile PYD’nin aynı amaca hizmet etmediğini kabul etmeyen hiçbir anlayışın Suriye’de kalıcı barışa hizmet edebilmesi mümkün değildir. Dikkat edilirse bu iki örgüt sahada birbiriyle çatışıyor gibi görünen bu iki örgüt, sürekli birbirini destekleyen önünü açan bir anlayışla hareket etmektedir. Biz kendi sınırlarımızı da tüm Suriye’yi de bu cendereden çıkartmakta kararlıyız. Suriye huzur bulmadan Türkiye huzur bulamaz. 911 kilometre sınırımız ve akrabalık bağları olan bir yapıya sahibiz. Bu bakımdan Suriye’de yaşananların anlamı bizim ve önemi için çok ayrı bir yere sahiptir. Türkiye olarak yürüttüğümüz tüm operasyonlarda gereken her fedakârlığı yaparak sivil kayıplarının yaşanmasının önüne geçtik. Bizim operasyon yürüttüğümüz şehirlerde, benzer müdahalelerle kontrol altına alınan şehirlerin görüntüleri yan yana konduğunda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Terör örgütünün etkinlik yürüttüğü bölgelerde sürekli bir gerilim, çatışma potansiyeli olduğu açıkça görülebiliyor. Burada bulunan, garantör ülke olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünün temin edilmesi, ülkenin geleceğinin yeniden inşası konusunda anlayış birliği içindeyiz. Yaşanan krizin kaybedeni Suriye halkıdır. Kazananın kimler olduğunu ise hepimiz gayet iyi biliyoruz. Önümüzde zor ama başarı ışığı kuvvetlenen bir yol var. Buradan bir kez daha uluslararası toplumu, Suriye’deki sorunun adil ve uygulanabilir bir çözüme kavuşması gayretine destek olmaya çağırıyoruz. Yaptığımız istişarelerin ve aldığımız kararların Suriye için, Suriyeli mazlumlar için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum. Kıymetli dostum Putin’e ve aziz kardeşim Ruhani’ye çok teşekkür ediyorum.”

RUHANİ KONUŞMASINA TEŞEKKÜR EDEREK BAŞLADI

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise konuşmasında ilk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türkiye halkına teşekkür etti. Konuşmasında, “Bizim bölgemiz son senelerde büyük ve çok önemli bir sorunla karşılaştı ve bu sorun da terörizmdi” diyen Ruhani, şunları söyledi: “Bu teröristler de bazı ülkeler tarafından eğitilmiş, bu ülkeler tarafından para sağlanmış ve modern silahlar onlara temin edilmiştir. Bu teröristler Suriye halkına ait olan petrolü satabiliyor ve Suriye’ye ait olan değerli müzeleri yok edip, onların eşyalarını tarihi eserlerini pazarlarda satabilen teröristlerdi. Bazı büyük dünya güçleri ve başta Amerika istiyorlardı ki, DEAŞ gibi terör örgütleri bizim bölgemizde uzun yıllar olarak, onların aracı olarak kalsın ve onlar bunları değerlendirsin. Ama Suriye ve Irak gibi büyük halklar, dost ülkeler ve milletlerin yardımıyla bu büyük komployu bozdu. Terörizm ile mücadele doğrultusunda yaklaşık 15 ay önce Astana’da bir toplantı yapıldı ve bu zirvede de bir süreç ön görüldü. Ve bu süreç de Suriye’de kısmi bir ateşkesin sağlanması ve dört bölgede de krizin azalmasına neden oldu. Bu süreçte Rusya, İran ve Türkiye temel rol oynadılar. Ve uzmanlar seviyesinde, bakanlar seviyesinde de çeşitli toplantılar gerçekleştirildi.”

‘TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KALINTILARI DA SURİYE’DEN ÇIKARILMALIDIR’

Suriye’de çeşitli gelişmelerin yaşandığını kaydeden Ruhani, şöyle devam etti: “Bunun bazıları ne yazık ki acı ama bazıları da ümit vericiydi. Ama ben bugün Suriye halkının umudunun düne nazaran daha çok olduğunu, barışa kavuşma ümitlerinin olduğu görmekten memnunum ve Suriyeli mülteciler de evlerine dönmek için daha çok umutlular. Bugün çok mutluyum ki üç ülke liderleri Ankara’da ikinci zirveyi gerçekleştirdiler. Benim için bugünkü en mutlu anlar, özellikle üç ülkenin Suriyeli mazlum halka yardım için ve yaralıları kurtarmak için mutabık kaldıkları an oldu. Her üç ülke de geçmişe nazaran yardımlarını daha da geliştirmek istiyorlar. İran İslam Cumhuriyeti’nin bakışından ki biz bunu her zaman vurgulamışızdır. Suriye sorunu hiçbir zaman askeri seçeneği yoktur ve hep birlikte savaşın durması için yardımcı olmamız lazım. Barışçıl çözüm yolu olması gerekiyor. Bugün Suriye’deki insani durum gerçekten çok kötüdür. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğü, milli egemenliğinin ve bağımsızlığının en önemli amaçlar olarak herkes tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguluyoruz. Terörizm ile mücadele devam etmelidir ve terör örgütlerinin kalıntıları da Suriye’den çıkarılmalıdır. Bizim yapmamız gereken iş Suriye’nin geleceğinin şekillenmesi için yardımcı olmaktır. Hiçbir ülke Suriye’nin geleceği için karar verme yetkisine sahip değildir. Burada sadece Suriye halkı seçime katılarak, anayasa reformunu isteyerek ve özgür bir seçime katılarak kendi geleceklerine karar verebilirler. Bölgemizin en büyük bayram günü kesinlikle Suriye’deki savaşın son bulduğu gün olacaktır. Teröristlerin bu ülkeyi terk ettiği gün olacaktır ve Suriye halkı da bu ortamda özgür bir seçime katılarak kendi geleceği için karar verecektir.”

PUTİN: SÖZDE DEĞİL, SOMUT BİR ŞEKİLDE ADIM ATSINLAR

Yapılan açıklamanın ardından üç lider daha sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, “Defalarca Suriye’nin siyasi süreçten bahsediliyordu. Şu anda ekonomik süreçle ilgili soru sormak istiyorum. Rusya yılbaşında yol haritası imzaladı enerji altyapısının kurulmasına yönelik. Şu anda Suriye’nin ekonomik ve enerji altyapısının kurulmasıyla ilgili bir proje var mı? Buna yönelik diğer ülkeler de adım atıyor mu?” sorusuna, Putin şöyle cevap verdi:

Ben tam olarak anlayamadım ne sorduğunuzu. İnsanların normal yaşam koşullarını sağlamak lazım. Dışarıdan yatırım olmadan bu sağlanamaz. Bütün ülkelere de sesleniyorum. Sözde değil somut bir şekilde adım atsınlar ama Rusya İran ve Türkiye’den başka kimse adım atmıyor. Çok kısıtlı insani yardım miktarları gönderiliyor. Herkes Suriye’nin altyapısını üst yapısını tesis etmeye katılmalıdır.”

RUHANİ: BARIŞ DESTEKLEYEN ÜLKELERİN HEDEFLERİNE ULAŞMASINI İSTİYORUZ

Bir diğer gazetecinin, “İran ve Türkiye’nin resmi hükümetlerinin sabotajlara karşı tutumları nasıl olacak?” şeklindeki sorusuna Ruhani, şöyle cevap verdi:

“Bizim bugüne kadar gördüğümüz şudur ki, Amerikalılar ve İsraillilerin başarılı olamadıklarıdır. Teröristleri hakim etmek istiyorlardı. Kendi menfaatlerini güdüyorlardı. Bugüne kadar her ne kadar ki Suriye halkı için büyük sorunlar yaratmış olsalar da başarılı olduklarını söyleyemeyiz. Bölgemizin haritası hiçbir şekilde değişmemeli ve halkların, düşünceleri ve istekleri kendi ülkelerinin geleceğini şekillendirmek için yol göstermelidir. Biz aynı ilkeleri savunuyoruz. Çabamız bölgemizin düşmanlarını, bölgenin bölünmesi amaçlarında başarılı olmamalarıdır. Biz yakın zamanda bölgenin güvenliğinin sağlandığını görmek istiyoruz ve barışı destekleyen bütün dünya ülkeleri ve başta bugün burada bulunan üç ülkenin hedeflerine ulaşmalarını diliyoruz.”

ERDOĞAN: SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ BİZİM OLMAZSA OLMAZIMIZDIR

Aynı soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şu şekilde cevap verdi:

“Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim olmazsa olmazımızdır. Birilerinin kendilerine göre yapmış olduğu parselasyonlar bize göre değildir. Biz bu toprak ameliyatlarına sıcak bakmıyoruz. Fakat bütün bunlarla beraber terörizmin bunu bir fırsata dönüştürüp, Suriye’nin ülkemize tacizde bulunmasına da özellikle fırsat vermeyi asla kabul etmemiz mümkün değil. Çünkü burada bizim durumumuzda olan bir ikinci ülke yok. Biz Suriye’ye sınır bir ülkeyiz. Dolayısıyla bütün tacizler bugüne kadar ülkemize yapılmıştır. Bunda durmak bilmemişlerdir ve 100’e aşkın roket atışı yapılmıştır, 100’ü aşkın vatandaşımız şehit olmuştur. Biz hep sabır sabır. Artık yetti demişizdir ve ondan sonra da teröristlere karşı önce Cerablus, ondan sonra da Zeytin Dalı harekatıyla bölgedeki bu harekatı gerçekleştirmek zorunda kaldık. Şunun bilinmesini özellikle istiyoruz. Bu bir inşa ve ihya hareketidir. Bölgede gerek Rusya gerek İran Astana sürecinin garantörleri olarak başlayan sureci de emin adımlarla yürüteceğiz. Astana’yı hiçbir zaman Cenevre’ye alternatif demektir. Alternatifidir diyorlarsa ona da söyleyeceğimiz sözümüz yok. Ama bizim netice alma mecburiyetimiz var. Burada insanlar ölüyor. En son Doğu Guta’da meydana gelenleri gördük. Yavruların nasıl acımasızca öldürüldüğünü gördüm. Ben kucağıma 6 aylık çocuğu aldığımız zaman bizim yüreklerimiz parçalanıyor, biz babayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanıyız, buna dayanabilmek için herhalde insan olmamak gerekir diye düşünüyorum.”

RUHANİ’DEN ABD’NİN SURİYE’DEN ÇEKİLECEĞİ İDDİASINA YANIT

“Amerikalı yetkililer Suriye’den çıkacaklarını söylediler. Amerika’nın oradaki varlığı bu zirveyi etkileyeceğini düşünerek, Amerika’nın oradaki varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çekilmeleri mutluluk kaynağı olabilir mi?” sorusuna Ruhani şöyle cevap verdi:

“Amerikalılar her gün bir şey söylüyor. Mevcut Amerikan hükümetinin ne sözlerine ne de vaatlerine güvenebiliyoruz. Çünkü onlar kendilerinden belli bir görüntü gösterdiler. Biz Suriye’den çıkmak istiyoruz dediler ama daha sonra anlaşıldı ki onlar para peşindeler. Arap ülkelerine diyorlar ki; bize para verirseniz Suriye’de kalacağız. Anlaşılıyor ki, Suriye’de kalacaklar ve para alacaklar.”

YENİ OPERASYON SORUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni operasyonlar beklemeli miyiz? Olası operasyonları liderler zirvesinde ele alma imkanınız oldu mu?” sorusuna ise şöyle cevap verdi:

“Teröristle mücadele, terörle mücadele zamanlaması yapılan bir süreç değildir. Yok olduğu zaman zaten huzura erersiniz ama terörün olduğu teröristin olduğu bir yerde de devlete düşen görev tüm güvenlik güçleriyle mücadeleyi sürdürmektir.”

Üç lider toplantının ardından el sıkışarak basın mensuplarına poz verdi.

ZİRVE SONRASI ORTAK BİLDİRİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Ankara’da gerçekleştirdiği Suriye konulu zirvenin ardından ortak bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, üç liderin 22 Kasım 2017’de Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen ilk zirveden sonra Suriye’de meydana gelen gelişmeleri değerlendirdiği belirtildi.

Liderlerin ayrıca, üç ülkenin girişimiyle Ocak 2017’de Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlatılan sürecin Suriye’deki krizin çözümüne olumlu katkılarından dolayı memnuniyet duyduğu ifade edildi. Açıklamanın devamında, şu ifadelere yer verildi:

“Suriye genelinde şiddetin azaltılmasına yardımcı olmak ve Suriye ihtilafına kalıcı siyasi çözüm bulunması için Cenevre sürecine ivme kazandırmak suretiyle Suriye’de barış ve istikrara katkı sağlamak bakımından tek etkili uluslararası girişimin Astana formatı olduğunun altını çizmişlerdir. Çatışan taraflar arasında kalıcı ateşkes tesis edilmesi ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla öngörülen siyasi süreçte ilerleme kaydedilmesi amacıyla Suriye konusunda yürüttükleri aktif işbirliğinin sürdürülmesi hususundaki kararlılıklarını teyit etmişlerdir.”

Üç liderin açıklamasında, Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve belli bir mezhep temelinde olmayan yapısına olan kuvvetli taahhütlerin yinelendiği belirtildi.  Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:

“Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, atılacak adımların hiçbirinin ilgili BM kararları ve Suriye toplumunun tüm kesimlerinin temsilcilerinin iradesi tarafından tasdik edilen bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini vurgulamışlardır. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.”

Soçi’de 30 Ocak’ta yapılan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin siyasi sürecin önünü açan önemli bir kilometre taşı olduğunun vurgulandığı açıklamada, kongrede kararlaştırılan anayasa komitesi kurma sürecinin en kısa zamanda BM’nin yardımıyla başlamasına destek verileceğine yönelik taahhüt vurgulandı.

Açıklamada, Suriyelilere ülkelerinin birliğini yeniden tesis etmelerinde destek verileceği belirtilerek, “Suriye halkının desteğini alacak bir anayasayla sonuçlanmak üzere, Suriye halkının özgür iradesi temelinde Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde yürütülecek kapsayıcı, özgür, adil ve şeffaf bir süreç ve katılmaya ehil tüm Suriyelilerin BM’nin uygun şekilde gözetimi altında oy kullanacağı serbest ve adil seçimler vasıtasıyla ihtilafa siyasi çözüm bulmalarında yardımcı olma gerekliliğini yinelemişlerdir” denildi.

Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin zirvede imza attığı ortak açıklamada, terör örgütleri DAEŞ, Nusra Cephesi ve El Kaide veya DAEŞ’le bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların ortadan kaldırılması için birlikte çalışmaya devam edileceğine dikkat çekildi.

Suriye’de ablukadaki bölgelerin de ele alındığı zirvenin ortak açıklamasında, “Doğu Guta, Yermük, Fua ve Kefraya, İdlib ili, Hama ilinin kuzeyi, Rukban ve Rakka dahil olmak üzere tüm Suriye’deki vahim insani duruma tepki olarak alınan 2401 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararını memnuniyetle karşılamışlar, çatışan taraflara, ateşkes ihlallerinden kaçınma da dahil olmak üzere, söz konusu kararın hükümlerine uymaları konusunda güçlü çağrıda bulunmuşlardır” denildi.

Gerginliği azaltma bölgelerinde sivillerin korunması ve bu bölgelere hızlı, güvenli ve kesintisiz insani erişim sağlanmasını kolaylaştırma çabalarına hız verme konusuna da değinildiği açıklamada, gerginliği azaltma bölgelerinin geçici nitelikte olduğu bir kez daha vurgulandı. Açıklamada, şu ifadeler kaydedildi:

“İlave insani yardım göndermek, insani mayın temizliği faaliyetlerini kolaylaştırmak, sosyal ve ekonomik tesisler de dahil olmak üzere temel altyapı unsurlarını eski haline getirmek ve tarihi mirası korumak suretiyle Suriye’ye yapılan yardımı artırmaları için başta BM ve insani ajansları olmak üzere uluslararası topluma güçlü çağrıda bulunmuşlardır.”

3 liderin ortak beyanında, Ruhani’nin daveti üzerine bir sonraki toplantıların İran’da yapılacağı da paylaşıldı.

DHA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here